Grey's Anatomy Rpg

Türkiye'nin İlk ve Tek Grey's Anatomy Rpg Sitesi
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Cris Daimon McLeod

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cris Daimon McLeod
1. Sene Beyin Cerrahi Asistanı
avatar

Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 10/04/10
Yaş : 25
Gerçek İsim : Ege
Tam İsim : Cristiano Daimon McLeod
Lakap : Cris

MesajKonu: Cris Daimon McLeod   C.tesi Nis. 10, 2010 7:27 am

'Tüm bunlar birer saçmalık.' diye düşünüyordum içimden. Yine gecenin bir vakti çalışma odasında dolanırken. Çalışma masamda dosyalar yığılmıştı ve masanın üzerindeki küçük lamba dosyaların bir kısmını aydınlatıyor, diğer kısmını ise gecenin karanlığında bırakıyordu. Hızlıca çalışma masamın yanına geldim. Elime en üstte duran bej renkli dosyayı aldım. Kapağını araladım. Başımı yukarıya kaldırıp tavandaki yansımalara baktım. Düşüncelerim artık beni bunaltıyordu. Benim durumumda olan birçok dedektifte böyle olmalıydı. Kurbanlar, zavallı aileler, cinayetler, katiller, kanıtlar... İçinde bulunduğum dünya karanlığa doğru büyük bir hızla ilerliyordu sanki. Hergün farklı bir olay. Nefes almak bile zorlaşıyordu herkes için. Düşüncelerimden sıyrılıp elimdeki kapağı aralık dosyaya tekrar baktım. Derin bir nefes alarak dosyayı açtım. İşte yine başlıyorduk. Liz henüz 17 yaşında bir genç kızdı. Fotoğraflarda simsiyah saçlarının kanlarının arasında kırmızı olduğu anlaşılıyordu. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız seri katilimiz tekrar bize geri dönmüştü. Yine o kurbanlarının üzerinde bıraktığı iğrenç gülümsemesi ile birlikte. İsim yok, robot resim yok, kanıt yok, ipucu yok. Onun hakkında erkek olduğu dışında başka hiçbir şey bilmiyorduk. Dosyayı masanın üzerine fırlattım. Hemen kenarda duran demir, siyah çöp kutusundan buruşturulmuş beyaz bir kağıdı avcumun içine aldım ve onu sıkıca kavradım. Gözlerimi kapattım. Yine bunu okumak zorundaydım çünkü. Kendimi hazırlamam gerekiyordu. Kağıdı düzgün bir şekilde yavaş yavaş açtım ve okumaya başladım.

"Sayın Dedektif;

Birbirimizi asla anlayamayız. Ne ben sizin neden gerçek adaleti göremediğiniz gibi sağlayamadığınızı anlayabilirim. Ne de siz benim öldürmeye ne kadar aç olduğumu, o insanların ölürken duyduğum yalvarışlarının bana ne kadar zevk verdiğini anlayabilirsiniz. Şimdi buna yine açım. Sizi uğraştırmak istemem ama yine öldürmeye devam edeceğim."


"Lanet olsun!" diyerek kağıdı tekrar buruşturup duvara doğru fırlattım. Bu adam nasıl bir psikopattı böyle. Her cinayetinden sonra mutlaka bir mektup gönderirdi. Ama bu içlerinden en kötüsüydü. Bu adamı yakalamak için kendi hırsımda kayboluyordum. Hiçbir şey bu kadar basit olamazdı kesinlikle. Masamın başına oturdum. Biraz sakinleşmeye ihtiyacım vardı. Sinirimden çıldıracakmışım, boğulacakmışım gibi hissediyordum. Sanki ellerim bağlı bir şekilde su dolu kuyuda çırpınıyormuşum gibi hissediyordum. Ailemi ve o saçma büyü dünyasını bırakalı uzun zaman olmuştu. Artık benliğimi bile kaybetmiş durumdaydım. Duygularım sürekli düşüncelerime karışıp içimden akıp gidiyordu. Ama ne olursa olsun kendime gelmek zorundaydım. Aniden telefonum çaldı. Sessizliğin ortasında telefonumun çalmasıyla biraz irkilmiştim. Telefonumu elime aldım. Ekrana baktığımda Dr. Thomas Benjamin'in ismini gördüm. Dr. Thomas orta yaşlarda, kır saçlı, mavi gözlü ve uzun boylu birisiydi. Ayrıca çok zeki ve çok cesur bir adamdı. Telefonu açtım ve kulağıma götürdüm. "Doktor Thomas?" dedim tavandaki gölgelere bakarak. Dr. Thomas ince sesiyle "Cris bazı yeni detaylar bulduk. Buraya gelmen mümkün mü?" diye sordu. Bakışlarımı tavandan ayırıp "Tabii hemen geliyorum." dedim ve telefonu kapattım. Hemen ayağa kalktım ve odadan dışarı çıktım. Kahverengi ahşap merdivenlerden hızla indim. Kapının önüne geldim. Askılıktan siyah deri ceketimi ve anahtarlarımı alıp dışarı çıktım. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyordu. Sokakta tek bir lamba bile açık değildi. Geceyi şimşekler aydınlatıyordu. Garajıma doğru ilerledim. Siyah külüstür arabama bindim. Çok hızlı ve delice araba kullanırdım. Yağmurun yağması ya da yağmaması bu durumu değiştirmezdi. Geri geri çıkarken çitlerin önünde duran çöp kutusunu devirdim. İçindeki tüm çöpler yere yığıldı. Ama şimdi onları toplayacak vaktim yoktu. Etrafta pek araba yoktu. Yollar kaygandı ve yağmur hala tüm şiddetiyle yağmaya devam ediyordu. Yollardaki çukurlarda yağmur suları birikmişti. Her çukura girdiğimde sular arabının camlarına kadar sıçrıyordu. Merkeze kısaltma yoldan geldiğim için kısa sürede varmıştım. Dr. Thomas elinde şemsiyesi ile beni bekliyordu. Arabamı kapının önünde bırakıp doğruca Dr. Thomas'ın yanına gittim. Birlikte binanın içine girdik. Dr. Thomas şemsiyesini kapatıp resepsiyoniste verdi. Sonra bana baktı "Haberler iyi." dedi gülümseyerek. Gözlerimi yerden ayırmadan "Umarım." dedim ve bende ona bir gülücük attım. Birlikte hastahane asansörünü andıran çelik, gri kapılı ve geniş bir asansöre bindik. Dr. Thomas uzun ince parmaklarını asansörün 5 tuşuna götürdü ve tuşa bastı. Ardından gözlerini kapıya dikerek "Ünlü seri katilimiz büyük bir ihtimalle bir psikolog." dedi. O an şaşkınılığımı gizlemekte pek başarılı değildim. Gözlerimi ona dikerek "Bununla ilgili ayrıntılı bilgi istiyorum." dedim. O sırada 5. kata gelmiştik. Birlikte asansörden çıktık. Doğruca toplantı salonuna ilerledik. Kumral, kısa boylu bir bayan bizi karşıladı. Bize kapıyı açtı ve başıyla selam vererek hızla oradan ayrıldı. Toplantı salonuna girdik. Yine o gergin havayı hissedebiliyordum. Mavi renkli panjurlar yine kapalıydı ve kara yazı tahtasına yine bir şeyle karalanmıştı. Frank Lucas gözlüğünü eline almıştı ve kahverengi gözleriyle bana bakıyordu. "Doktor Thomas iyi haberler olduğunu söyledi. Katilimiz bir psikiyatristmiş öyle mi?" dedim boş bir sandalyeye oturarak. Frank 'Evet' anlamında başını salladı ve "Katilimiz kurbanlarıyla değişik bir iletişim içerisine giriyor ve onları etkisi altına alıyor." dedi. "Ayrıca onlara başından geçen korkunç olaylarını anlattırıyor." dedi masanın başka bir ucunda oturan Henry Wright. Frank tekrar söze atıldı ve "Kurbanlarına eziyet etmiyor. Sadece bir bıçak ile boğazlarını kesiyor ve onları bulabileceğimiz kolay yerlere bırakıyor." dedi. Derin bir iç çekerek "Bütün bunlar onun bir psikiyatrist olduğunu anlamamıza yeterli mi?" dedim. Dr. Thomas "Bugün biri bizi telefon ile aradı ve bize bir takım şeylerden bahsetti. Bir psikiyatristten. Bizim katilimizle çoğu ipucu örtüşüyordu. Aklımızda birkaç isim mevcut." dedi. Frank söze tekrar atıldı ve "Asıl işimiz yarın. Elimizde bulunan isimlerden biri bizim katilimiz olma ihtimaline daha yakın. Yani yarın çok zor birgün olacak. Beyler bu yüzden şimdi herkes evine gitsin ve iyice dinlensin." dedi. 'Dinlenmek mi?' dedim içimden. Sonra diğer oturanlarla birlikte ayağa kalktım. Hepimiz toplantı salonundan ayrıldık. Yağmur biraz olsun dinmişti. Arabama binip geldiğim yoldan evime gittim. Yine kısa bir sürede evime vardım. Arabamı garaja parkettim ve evimin kapısına doğru yürüdüm. Montumun cebinden anahtarımı buldum ve kapıyı açtım. İçeriye girdim ve montumu çıkartıp askılığa astım. Doğruca yatak odama çıktım. Yorgun bedenimi yatağıma bıraktım. Şimdi uzanmış ve gözlerimi tavana dikmiştim. Ellerim başımın arkasında duruyordu. Kendi kendime düşündüm. Bundan sonra ne olacak?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Alyson Kate Stevens
Kurucu|Baş Hekim|Kalp ve Damar Cerrahı
avatar

Mesaj Sayısı : 48
Kayıt tarihi : 06/04/10
Yaş : 24
Gerçek İsim : Ayris
Tam İsim : Alyson Katherine Stevens
Lakap : Aly

MesajKonu: Geri: Cris Daimon McLeod   C.tesi Nis. 10, 2010 7:36 am

Güzel bir Rp olmuş. Hiç imla hatası göremedim. Uyumlu renkler kullanmışsın. Betimleme çok olmasada yeteri kadar var. Konusuda gayet güzel diyebilirim. Sade ve akıcı bir şekilde olayları anlatman daha hoş olmuş. Seri katilin mektubu çok değişik bir şekilde uyum sağlamış.

Rp puanınız: 100

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://greys-anatomy.my-rpg.com
 
Cris Daimon McLeod
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Grey's Anatomy Rpg :: Karakter İşlemleri :: Rol Oyunu Bölgesi :: Rol Oyunu Puan Belirleme-
Buraya geçin: